Sonraki

Önceki

NALO ZAUR’U VEFATININ 8. YILINDA SAYGI VE RAHMETLE ANIYORUZ.


NALO ZAUR’U VEFATININ 8. YILINDA SAYGI VE RAHMETLE ANIYORUZ.

Akademisyen, yazar, şair Nalo Zaur 15 Temmuz 1928’de Kabardey Balkar Cumhuriyeti’nin Stariy Uruh köyünde doğdu. Kabardey Devlet Pedagoji Enstitüsünü bitirdi ve daha sonra Kabardey Edebiyat tarihi ve Adıge folkloru üzerine ders verdi. 1955 yılından itibaren şiirleri ve edebi yazılara yayınlanmaya başlanan Nalo Zaur, ayrıca sözlü edebiyat ürünleri ve edebiyat araştırmalarıyla da ilgileniyordu. Uzun zamandır üzerinde çalıştığı sözlü edebiyat ürünlerinde çocukların eğitimi için önemli gördüğü bölümleri özenle seçerek bunları kendi düşünceleri ile zenginleştirip süsleyerek kitaplarına yansıtmıştı.

Nalo Zaur, akademisyen ve yazar kimliğinin yanı sıra sosyo-politik çalışmalara verdiği katkı ile de öne çıkmıştır. 1990-1994 yılları arasında Kabardey Balkar ÖSSC Yüksek Konseyi’nde milletvekili, sivil toplum örgütü “Adıge Xase”de başkanlık, Kabardey Halk Kongresi’nde aktif üyelik ve Uluslararası Çerkes Birliği’nde de yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır.

Ayrıca, 21 Mayıs 1989’da Nalçik’te ilk kez Çerkes Sürgünü anma etkinliğinin yapılmasının organizatörü olan Aşemez Xase’nin başında da Nalo Zaur bulunuyordu. Kabardey Balkar Halk Yazarı ünvanlı Nalo Zaur 5 Temmuz 2012’de hayata gözlerini yumdu.

Değerli thamademiz Nalo Zaur’u vefatının 8. yılında saygı ve rahmetle anıyoruz.

Nalo Zaur, 80 yaşındayken Psıne dergisi ile yaptığı röportajda dil ve kültüre dair düşüncelerini şöyle ifade etmişti:

"Dili, kültürü için endişelenmeyen insanlar, sanatlarını da kaybederler. Aynen sağlığına dikkat etmeyen insanın sağlığını kaybettiği gibi. Bizim kalkınıp, dik durabilmemiz için dil başta olmak şartıyla, xabze, tarih, din ve benzerleri gibi millet olmanın vasıflarından olan değerleri ele alarak geliştirmemiz gerekir. Dilimizin gelişmesi için devlet başkanı, parlamento, hükümet okullar, önder olarak tüm vatandaşlarla birlikte çalışmalıyız. Dilinin dünyasını anlamayan, onun geleceği için düşünmeyen millet yok olur. Yabancı ülkelerde yaşayan soydaşlarımız bu konuda zor durumdalar. Yeni yetişen evlatları Adıge dilini bilmiyorlar. Tarihi yok olanda dili yok olan gibidir. Onun için tarihimiz için daha önce yapılan çalışmaları da değerlendirerek yeniden ciddi olarak araştırarak kendi eserlerimizi ortaya koymalıyız. Bu konuda Şağua Nuri şöyle diyor: "Tarihi olan milletler küçük olsa da yaşıyor, tarihi olmayan milletler büyük olsa da yok oluyor" Onun için üzülüyorum. Dilimize tarihimize gerektiği kadar sahip çıkmazsak kültürel değerlerimizde gün geçtikçe azalır. Eskiden bir düğün olduğu zaman masaları birleştirirler koro halinde şarkılar söyleyerek kafeler, vuigler… yapılırdı. Şimdi şarkı söylemiyorlar. Bunlara benzer çok değişik xabzelerimiz vardı. Yabancı diller (Almanca, İngilizce, Rusça) baskın çıkıyor, kendi dilimiz ikinci planda kalıyor. Bunlar beni düşündürüyor. İnsan diğer dillerden öğrenebildiği kadar yabancı dili öğrensin onu hepimiz istiyoruz. Ancak ilk önce kişi kendi ana dilini sevmeli düzgün konuşabilecek bir şekilde öğrenmelidir diyoruz. Büyük devletler de kendi dillerini koruyorlar. Ruslar Puşkin döneminden itibaren kendi dillerinin korunması için çalışmalar başlatmışlardır."

208 kişi görüntüledi. Yazıcı Sürümü
İçeriği Paylaş: