Sonraki

Önceki

Ankara Çerkes Derneği Kaffed Delegasyonu Deklarasyonu


Ankara Çerkes Derneği Kaffed Delegasyonu Deklarasyonu

Çerkes Kamuoyuna;

Altmış üye dernekten oluşan Kafkas Dernekleri Federasyonu söylem, eylem ve duruşu açısından Çerkes toplumu için büyük önem taşımaktadır. Çerkes halkının mevcut durumuna baktığımızda, ulusal varlığımızın devamı noktasında büyük sıkıntılar yaşadığımız ve sosyo-kültürel süreçler açısından sürekli bir gerileme halinde olduğumuz açıktır. Çerkes halkının en büyük sorunu ulusal var oluş sorunudur. Anavatanda ve diasporada farklı görüntüler arz etse de Çerkeslerin sorunları bir bütündür. Çözüme giden yol tarihi topraklarında, geleceği garanti altına alınmış bir halk olmayı hedefleyen bir ulusal var oluş mücadelesi vermekten geçer. Bu mücadelenin de kendisine Çerkesim diyen, demokratik teamülleri özümsemiş herkesle birlikte verilmesi gerekir.

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) bu mücadelede Çerkes halkı için önemli bir kazanımdır. KAFFED gerek diasporada, gerekse aktif üyesi olduğu Dünya Çerkes Birliği (DÇB) aracılığıyla anavatanda önemli bir aktör olma potansiyeline sahiptir. Ne var ki, bu potansiyelin harekete geçirilmesi için KAFFED’in siyasal ve organizasyonel yapısında yeni bir yaklaşım gerekmektedir.

Öncelikle, KAFFED’in Çerkes halkının sorunlarına ve bunların çözüm yollarına dair tahlillerinin gözden geçirilmesine, diğer bir deyişle paradigmamızda bir değişime ihtiyaç vardır. Örneğin KAFFED’in tüzüğünde yer alan “ Kafkaslılık bilincinin geliştirilmesi, kültürel değerlerin derlenmesi, toplanması ve yayın yoluyla bu kültürel ve coğrafi zenginliklerin Türk ve Dünya kamuoyuna tanıtılması” olarak özetlenebilecek olan bir amaç ve buna uygun şekilde oluşturulan ilkeler ile yürütülen faaliyetler Çerkes halkının yok olma sorununa çözüm olma noktasında yetersiz kalmaktadır. Bu şekilde özetlenen kültürel bakış açısı günümüz dünyasında Çerkeslerin karşı karşıya kaldığı, siyasi bir boyut da içeren çok yönlü sorunlara hitap etmekten uzaktır. Dolayısıyla her şeyden önce tüzüğün amaç kısmı Çerkes halkının ulusal varlığının her koşul altında devam ettirilmesini vurgulayacak şekilde gözden geçirilmelidir.

Çerkeslerin Türkiye ve anavatandaki sorunlarını Türkiye’nin ve Rusya’nın kendi iç siyasetlerine entegre olmuş, birbirinden bağımsız sorunlar olarak algılayan, dolayısıyla “Kafkas halklarının iç işlerine karışmamak” şeklinde özetlenebilecek politik bakış ve tutum terk edilmelidir.

Halksız bir ulusal var oluş mücadelesi yürütülemeyeceği gerçeğinden hareketle, katılımcı ve aktif siyasi tavırlar geliştirilmelidir. Tabandan kopuk bir şekilde, devlet temsilcileri ile yürütülen özel görüşmeler tabanda atalete yol açmaktadır. Bu pasif siyaset şekli yeniden ele alınmalı, daha aktif bir taban yaratmanın yolları aranmalıdır.

Abhazya, Güney Osetya, sürgün ve soykırım, Soçi olimpiyatları, Çerkes halkının kendi anavatanlarındaki ve dışındaki kültürel ve siyasi hakları gibi bizi doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren Kafkasya bölgesindeki bütün meselelerde, Rusya Federasyonu’nun ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi dış ve iç politikaları ekseninde değil, Çerkeslerin gerçek çıkarları doğrultusunda politika üretilmesi birincil hedef olmalıdır.

Türkiye’deki ve dünyadaki siyasi gelişmeler, Çerkes halkının önüne yeni fırsatlar çıkarma potansiyeline sahip olduğu kadar, yeni tehlikeleri de barındırmaktadır. KAFFED gelişmelerin ardından giden bir yapı olmaktan çıkıp, geçmişi ve bugünü analiz eden, geleceğe yönelik kısa, orta ve uzun vadeli politikalar geliştiren bir yapıya dönüşmelidir.

Suriye Çerkeslerinin yaşadığı sorunlar, Çerkes Soykırımı ve Sürgünü konusundaki muhatabımızın tutumunu bütün çıplaklığı ile ortaya koymuştur. Yok sayan, inkâr eden, hakaret eden, gerekirse şiddete başvurmaktan çekinmeyen muhatabımıza karşı yürütülen “uyumlu” politikalar artık terk edilmelidir. 2014 yılının Çerkes sürgün ve soykırımının 150. yılı olması ve yine 2014 yılında Çerkesler açısından tarihi öneme sahip Soçi’de kış olimpiyatları gibi bir spor-eğlence organizasyonunun Çerkeslere rağmen düzenleniyor olması önümüzdeki özellikle bir yıllık sürecin önemini büyük oranda arttırmaktadır. Soçi 2014 ve 150. yılın bir son olmadığı görülmeli, bu yönde ciddi çalışmalar yürütülmeli, Türkiye ve Türkiye dışındaki bütün Çerkes grup ve organizasyonları ile işbirliği yolları aranmalı, bu konuda ortak bir çalışma platformu oluşturulmalıdır.

Son yıllarda kamuoyumuzda Çerkes tanımı üzerine kimi tartışmalar yürütülmektedir. Bu tartışmalar tarihsel bir sürecin parçasıdır ve bu konuda farklı görüşlerin olması kaçınılmazdır. Çerkes adının kullanılması elbette kurumlarımızın kimliği açısından önemlidir. Ne var ki, kimi zaman bütün politik tartışmaların Çerkes adının kullanılmasına bağlanması gerçek sorunları örten bir hal almaktadır. Çerkes halkının sorunlarına bütünsel bir yaklaşımla çözüm arayışında olunmadığı sürece hangi adın kullanıldığı bizce tali bir konudur.

Aşağıda isimleri bulunan Ankara Çerkes Derneği KAFFED delegeleri olarak, dile getirilen eleştiri ve önerilerimizin, içerisinde bulunduğumuz genel kurul sürecinde kamuoyumuzda yürütülmekte olan tartışmalara bir katkısı olacağı umudunu taşıyoruz.

Saygılarımızla

  1. Alper Mangır
  2. Bislan Jalouqa
  3. Bayar Şırayder
  4. Canberk Sungur
  5. Erdoğan Boz
  6. Faruk Gergin
  7. Fatih Coşkun
  8. Fatma Enes
  9. Hayrettin Yağmur
  10. Jane Sezgin
  11. Muhlis Sungur
  12. Murat Ertan
  13. Murat Özden
  14. Muzaffer Dinçer
  15. Özge Şahin
  16. Özkan Özyapı
  17. Serkan Arslan
  18. Sinan Enes
  19. Terkul Çetinkaya
  20. Ümit Akkaya
  21. Yinal Kozok
  22. Zafer Sürer

8946 kişi görüntüledi. Yazıcı Sürümü
İçeriği Paylaş: